‘İbrahim Selim ile Bu Gece’ programının son bölümünde, Boran Kuzum fırtınası esti. Terazi burcu olan oyuncu, enerjisi ve samimi açıklamalarıyla programa damgasını vururken, annesinin de seyirciler arasında yer alması geceye ayrı bir renk kattı. Fizik dersinden kaçışla başlayan tiyatro serüveninden, babasını kaybettikten sonra değişen hayat felsefesine kadar pek çok konuda içten itiraflarda bulundu.
Fizikten Kaçış, Tiyatroya Yöneliş

Okul yıllarında fizik dersinden kaçmak için tiyatro kulübüne katıldığını anlatan Kuzum, o dönemde daha yaratıcı bir şey yapmak istediğini söyledi. Önce ekonomi okumaya başlayan oyuncu, enflasyonun tanımını bile yapamadığını fark edince konservatuvar sınavlarına yöneldiğini anlattı. Ailesinin ‘doktor-mühendis ol’ beklentilerine rağmen babasının ‘Ne olursan ol, en iyisi olmaya gayret et’ sözünü hayatının en önemli öğütlerinden biri olarak vurguladı.
En Büyük Korkuyu Yaşamak ve Özgürlük
Hayatındaki en büyük kırılma anını anlatan Kuzum, babasını kaybetmenin kendisi için en büyük korku olduğunu söyledi. Bu korkuyu yaşadıktan sonra bakış açısının değiştiğini belirten oyuncu, ‘En büyük korkumu yaşadıktan sonra artık hiçbir şey o kadar korkutmaz oldu’ diyerek bu sürecin kendisine özgürlük verdiğini ifade etti. Bu cesaretle yurt dışında kariyerine yeniden başlama kararı aldığını da sözlerine ekledi.
Bostancı’da Yolunu Kaybettiren Haber ve New Jersey’de Baklava
Uluslararası projeye kabul edildiği anı anlatan Kuzum, haberi İstanbul Bostancı’da aldığını ve o anın heyecanıyla telefonla konuşurken yolunu kaybettiğini söyledi. New Jersey’deki ilk set gününde ekibe baklava götürdüğünü belirten oyuncu, canlandırdığı karaktere Türk kültüründe yer alan detaylar eklediğini de paylaştı. ‘El öpüp başa koyma gibi bizde olan şeyleri özellikle koymak istedim’ diyerek temsil konusuna verdiği önemi vurguladı.
Gündelik Hayat: Karaoke, Terapi ve Pilav
Haftada bir karaoke’ye gittiğini ve bunun İstanbul’daki tek sosyal hayatı olduğunu söyleyen Kuzum, ‘Terapi ve karaoke ile dengeleniyorum’ dedi. Yemek yapmayı sevmediğini ancak pilavının çok iyi olduğunu esprili bir dille dile getirdi. İlişkilerde en zorlandığı konuyu ise net bir şekilde açıkladı: ‘Fazla yalnızlığıma düşkünüm. Kendi alanımı çok istiyorum. Bu bazen toksik olabiliyor.’ Kıskançlık konusunda ise ‘Kıskancım ama içimde yaşarım, karşı tarafa yansıtmam’ dedi.
Ehliyet Faciası ve Mutfakta Geçen Bir Ay
Kariyerinin ilk yıllarında yaşadığı unutulmaz set anısını da anlatan Kuzum, ehliyeti olduğu halde uzun süredir aktif araç kullanmadığını, bir set gününde geri geri çıkması gereken anda aracı kontrol edemediğini ve aracın parçalandığını esprili bir dille paylaştı. Bir rolü için hazırlık sürecini anlatan Kuzum, projeye başlamadan önce yaklaşık bir ayını mutfakta geçirdiğini söyledi. Özellikle yaz sıcağında balıkla ilgili farklı teknikler öğrendiğini; ‘Balığı asitte pişir, sunumunu hazırla, servisini doğru yap…’ diyerek sürecin detaylarını aktardı.
Ankara Sevdası ve Oyunculuğa Bakışı
İstanbul’da yaşayan Boran Kuzum, memleketi Ankara’yı net bir şekilde savundu. ‘Ankara benim kırmızı çizgim’ diyen oyuncu, ‘Ankara arkadaşı olmayanın anlayamayacağı bir şehir. İstanbul’da nereye gittiğin önemli, kiminle olduğun değil’ sözleriyle büyükşehir hayatındaki sosyal ilişkileri eleştirdi. Oyunculuğa bakışını net bir şekilde ortaya koyan Kuzum, ‘İnsanların beni nasıl gördüğü değil, karakteri nasıl gördüğü önemli’ dedi. Yer aldığı uluslararası projeye dair yaptığı değerlendirmede ise, aynı rolün Türkiye’de olsa kendisine verilmeyebileceğini belirterek sektördeki tipolojik tercihlere dikkat çekti.
Boran Kuzum’un bu samimi röportajı, izleyicilere hem kahkaha dolu anlar yaşattı hem de oyuncunun bilinmeyen yönlerini gözler önüne serdi. Programın bu bölümü, özellikle Kuzum’un kariyer yolculuğu ve kişisel gelişimi hakkında önemli ipuçları verdi.
Yorumlar (1)